Seyahatlerde Başlıca Saglık Problemleri (Yüksek Rakımın Etkileri)

Bildiğiniz gibi her nedense kolay coğrafyalar pek ilgimi çekmiyor. Evet bir Avrupa başlı başına bir dünya olabilir ama gittiğim yerlere göre fazla güvenli :) o zaman da ben bir heyecan duymuyorum, istiyorum ki böyle vahşi hayvan olsun, volkanik dağ olsun, garip garip yemekleri tadabileceğim yerler olsun bunlar ilgimi çekiyor.

Tabi bu mütevazi isteklerimin bir bedeli de oluyor. Bir gezgin eğer ben macera yaşayacağım diyorsa başına türlü türlü ufak aksilikler gelebiliyor. Maalesef aksiyon sevdiğim için bu problemlerin çoğuna maruz kaldım diyebilirim. Bu yazımda başıma gelen yaşadığım sağlık problemleri hakkında bilgiler verip bunları nasıl bertaraf ettiğimi anlatmaya çalışacağım ne de olsa bir hemşireyiz o kadar da farkımız olsun değil mi? :)

Isırayım Mı 

Yüksek Rakım ve Etkileri

Yüksek rakım deniz seviyesinden 1500 metre ila 3500 metre arasında olduğu kabul edilir. Çok yüksek rakım 3500 metre ila 5480 metre arasında ve aşırı rakım 5480 metre üzerindedir. Özellikle deniz seviyesinden yüksek yerleşimleri olan ülkeler (Tibet, Bolivya, Peru vb...) yüksek rakımlı ülkeler olup, buraların coğrafyasına alışkın olmayan bünyeler için sıkıntılı durumlar oluşabilir.

Yüksek rakımla başımın belaya girmesi ilk olarak Peru' da oldu... Başkent Lima'ya  indiğimde ilk başta aman canım bu yüksek rakım olayını çok abartıyorlar ne varmış ki aynı işte ha İstanbul ha Lima dedim ama sonraları yaşayacaklarım hakkında en ufak fikrim yoktu tabi...

Fakat Cusco'ya geldiğim de işler değişmeye başladı. Rehberimiz özellikle çok hızlı hareket etmememiz konusunda bizi uyarmıştı ama tabi ki karizmamdan ödün vermemek adına ve tezcanlılığımdan mütevellit Cusco'nun dik merdivenlerini zıplaya zıplaya çıkmaya kalktım... Sonuç 150-200 arası taşikardi (kalbin aşırı hızlı çarpması ya da çarpıntı diyebilirsiniz kısaca) nefes nefese kalma ve baş dönmesi... sebebine gelince;

Yükseklere doğru çıktıkça basınç azalmakta peki basınç azalınca ne oluyor havanın yoğunluğu ve sıcaklığı azalıyor ve buna bağlı olarak da oksijen de azalıyor. Vücudumuz için olmazsa olmaz hava olmayınca da aşırı hareketli aktiviteler kalbi yorar hale geliyor ve daha ağır hareket etmek zorunda kalıyoruz mesela Bolivya Lapaz'da uluslararası futbol organizasyonları yapılamıyor neden? Çünkü oranın yerel futbolcusu o rakıma alışkın başka ülkeden gelen iki koşsun hık deyip düşüverir oracıkta ...

Özellikle ilk gece çok zor geçti, uyumak çok büyük bir sorun oldu çünkü inanılmaz bir baş ağrısı çektim, resmen vücudum can çekişiyordu :)

Ama merak etmeyin bu etkiler sonsuza kadar devam etmiyor çünkü vücudumuz o kadar harika bir sisteme sahip ki kan içinde ki alyuvar sayısını arttırarak kendini bir süre sonra kompanse etmeye başlıyor.  Ve her geçen gün daha da adapte olmaya başlıyorsunuz. Uyku problemim her ne kadar azalmış olsa da yürüyüşlerimi bukalemun gibi yapmak zorunda kaldığım gerçeği değişmedi. Cusco' da turistler için otellerde olsun oksijen bulunan çok yer var ama bunları kullanıp kendinizi alıştırmanızı tavsiye etmiyorum zira  bırakın alyuvar sayınız artsın yoksa sürekli oksijen açlığı çekmeye devam edersiniz.

Püüüü rezil ! 

Bu oksijen de iyi kafa yaptı :)

Bolivya Copacabana' da kaldığımız otelde bize ikram ettikleri şey KOKA bitkisi oldu :) bildiğiniz koka yani hani şu malum kötü tozların ana maddesi :) ama burada ikram edilen medikal amaçlı olan ve tamamen kurutulmuş doğal koka bitkisinin yaprağı sadece, bazı yerliler bunların şekerlerini de satıyor ve hakikaten yüksek rakımda çok işe yarıyor... Tansiyonunuz ve kalp atım hızınız rahatlıyor ben kullandım gayet mutlu :) pardon gayet iyi oldum yani medikal anlamda ;) ama bunları Bolivya'dan Şili'ye geçerken götüremiyorsunuz aklınızda olsun. Şili hükümeti bu konuda çok titiz hatta fazla titiz sinir bozucu şekilde bir ara da onu anlatırım...

Bu yazımda naçizane yüksek rakımlı ülkelerde başıma gelen mini sıkıntıları ve bunlarla baş etme yollarını anlatmaya çalıştım umarım gözünüzü fazla korkutmamışımdır:) ama yine de kronik sağlık problemi olan gezginlerin doktorlarına  danışmalarında fayda var buralar bazı insanlara iyi gelmeyebilir. 

1985 yılında İstanbul' da doğdum. Kandilli Kız Lisesi öğrenimimi 2002 yılında tamamlayıp, Haliç Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulunu 2007 yılında bitirdikten sonra aynı üniversitede Cerrahi Yükseklisansını 2010 yılında tamamladım.

çocukluğumdan beri olan Barış Manço hayranlığım sebebiyle seyahat etmek farklı kültürleri tanımak benim için en temel hedeflerden biri olmuştur.

İstanbul Tıp fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında aktif olarak profesyonel mesleğim olan hemşireliği yapmakla beraber aynı zamanda çocukluk hayalim olan dünyayı gezme işini de severek yapıyorum. Ailenin tek çocuğuyum ve Maru adında bir de kedim var.

gül gökçe doğdu
Gül Gökçe DOĞDU kimdir ?

yazıların ve fotoğrafların tamamı Gül Gökçe Doğdu'ya aittir. İzinsiz hiçbir şekilde kopyalanamaz 

  • wizard.nurse
  • wizard.nurse