Dünyayı Dolaşmaya Nasıl Karar Verdim

bolivya uyuni tuz gölü

Herkese en sevdiğim dil ispanyolca ile  hola! diyorum... ya da bütün dilleri çok seviyorumdur belki keşke hepsini biliyor olsaydım...

şuan aktif olarak İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde cerrahi hemşiresi olarak çalışmaktayım bana mesleğin nedir diye sorulduğu zaman göğsüm kabararak hemşireyim diyorum ama aslında daha çok bir gezginim

kotakinabalu borneo

kendimi bilmeye başladığım ilk yıllardan itibaren, var olduğum ve yaşadığım çevrenin hep ötesini merak ettim. Özgürlük kavramı, bulunduğum çevrede elimi kolumu sallayarak gezmek anlamına gelmedi benim için hiçbir zaman. Hatta aynı yerde yaşamak aynı yerleri görmek herzaman bir tutsaklıktı bana göre... çocukken herkesin ilgi duyduğu bir meslek vardı benim zamanımda astronot olmak çok popülerdi ama hayal gücü ve ufku o kadar daraltan bir çevrede yaşıyoruz ki bunlar hayal ötesine geçemiyor malesef... çocukken ben de astronot olmak isterdim çünkü bırakın dünyayı, dünya dışı olayları fena halde merak ediyordum, zaten ta o zamanlardan dünyayı gezmeyi kafaya koymuştum neredeyse günümün çoğunu seyahat ile ilgili programları izlemeye ve özellikle Barış Manço'nun dönence programını takip etmeye adamıştım.

Günler aylar ve yıllar geçti şuan hala içimde ki çocuk ile yaşıyorum çünkü o zaman ki hayallerimi gerçekleştirdiğim için ve hala buna devam ettiğim için o çocuk her zaman benimle beraber. seyahat etmek bir hastalık hangi işi yaparsanız yapın eğer bir kere bu işe bulaşmışsanız dönüşü olmayan güzel bir yola girmiş oluyorsunuz çünkü kendi dışınızda kocaman bir dünya var ve keşfettikçe kendinizi de keşfediyor hatta bazen özellikleriniz bile değişebiliyor.

endonezya
endonezya bromo yanardağı

asla yemem dediğiniz şeyleri tadıyor, asla dokunamam dediğiniz hayvanlara dokunuyor,inanılmaz yüksekliklere çıkıp limitlerinizi zorluyor ya da kapalı alan korkunuz olmanıza rağmen en dar savaş tünellerine ya da mezar odalarına giriyorsunuz... bunlar inanılmaz deneyimler ve heyecanlar yaşamanıza neden oluyor. Kısacası görebilecekleriniz ne kadar fazla ise bunlar sizi daha anlamlı ve vizyon sahibi bir insan olmanıza vesile oluyor. Dahası en kadim medeniyetlerin en ulaşılmaz krallarının, imparatorlarının bulunduğu savaştığı önemli sözlerini söylediği mekanlarda bulunuyor, tarihe tanıklık edip zamanında oldukça önemli olduğu düşünülen amaçlar için yapılan savaşları kafanızda adeta kısa metrajlı bir film gibi kurgu yapıp canlandırıyor ve okuduğunuz tarih kitapları olsun bunları adeta yaşıyorsunuz bu paha biçilemez bir tecrübe kesinlikle.

borneo

Pablo Neruda'nın da muhteşem şiirinde dediği  gibi , merakı ve dünyaya ilgisi olmayanlar çok şey kaybediyor ve yavaş yavaş ölüyorlar

Yavaş yavaş ölürler

Seyahat etmeyenler.

Yavaş yavaş ölürler

Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,

Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

 

Yavaş yavaş ölürler

Alışkanlıklarına esir olanlar,

Her gün aynı yolları yürüyenler,

Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,

Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile

girmeyenler,

Bir yabancı ile konuşmayanlar.

 

Yavaş yavaş ölürler

Heyecanlardan kaçınanlar,

Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı

görmek istemekten kaçınanlar.

 

Yavaş yavaş ölürler

Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,

Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,

Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına

çıkmamış olanlar

dünya üzerinde hayranlık uyandıran o kadar çok şey var ki ömrüm yettiği sürece bunları görmek ve keşffetmek için çaba göstereceğim. sonuçta hayat başlıbaşına bir yolculuk olduğuna göre bunun hakkını vermek gerekiyor diye düşünüyorum. bir insan yıllarca çalışıp kazandığı para ile hayalini kurduğu şeye sahip olabilir ama bana göre en büyük yatırım vizyon sahibi olmak farkında olmak ve muhteşem anılara sahip olmak... ben bunun dünyayı görmek ile olabileceğini düşünenlerdenim.

bazen bana gelen sorular içersinde en çok sorulanı tamam iyi hoş seyahat seyahat diyorsun da peki bunu nasıl gerçekleştiriyorsun oluyor. tabi ki maddiyat önemli ve bunun için de bir bütçe gerekiyor ama emin olun bir hemşire olarak oldukça zorlanmak ile beraber ne iş yaparsanız yapın eğer içinizde bu merak varsa kesinlikle bahane kalmıyor. gerek lüks harcamalardan kaçınıyor gerekse bazı şeylerden fedakarlık yapıyor ama yine de yapıyorsunuz bunun bir örneği ben olduğuma göre pekala herkes yapabilir diye düşünüyorum. bir nevi seyahat için çalışıyorum da denebilir.

seyahat etmeye başlayacak olanlara neler önerebilirim diye düşündüğüm zaman birincisi öncelikle yakın yerlerden başlamanız olur. keşffetmenin sınırı yok fakat direk olarak çok uzaklardan başlarsanız şaşıracağınız şeyler oralarda daha fazla olacağı için mesela (güney amerika, ya da uzak doğu gibi ) daha sonra bir avrupa keşfine gittiğiniz zaman pek heyecan duymayabilirsiniz tabi bu benim şahsi fikrim. çünkü coğrafyalar ne kadar bizden uzak ise o kadar farklı olmaya ve sıradışı olmaya başlıyor. inançlar, insanlar, tarihi uygarlıklar, iklim bunların hepsi okyanusaşırı ülkelere gittikçe farklılaşıyor ve adeta farklı bir gezegene gitmiş gibi oluyorsunuz aslında astronot olma hayaliniz gerçek oluyor da diyebiliriz illa bunun için atmosfer dışına çıkmak gerekmiyor belki de

gelecek yazılarımda gittiğim ülkeler hakkında bilgiler vermekle birlikte, yaşadığım ilginç anektotları, fotoğrafları ve sıradışı mekanları sizlerle paylaşmayı umuyorum. şimdilik bu ilk yazım ile umarım içinizde ki Macellanı , Çelebiyi uyandırmışımdır. Bir hayat felsefesi haline getirdiğim dünyayı görme aşkını sizlere anlatabildiysem ne mutlu bana.